13 Mayıs 2015 Çarşamba

Kapitalizm, Kadın, Teşhir, Seküler-Yancısı Dindar Kadınlar

Bu işleri tüm yönetenler feministlerin her gün ağızlarından düşürmedikleri gibi erkek-egemen sistemin çarkında yer alan sermayedarlar olsa bile; bu kadınların metalaşmasındaki kendi yükümlülüklerini değiştirmez.

Kadının tüketim toplumunun en kuvvetli parçası olduğu gerçeğiyle başlanmamış bir eleştirel yazı hep noksan başlayacaktır. Kadın, -isterse egemenler eliyle bu hale getirilmiş olsun- kapitalist tüketim toplumunu ayakta tutan en güçlü sütunlardan biridir. Bu sütunun sağlamlığı bir yana dursun, bu sütun binaya estetik bir değer katarak bu cüzzamlı zulüm yapısını 'şirinleştiren' bir ihtivaya da sahip.

Bunun sorumlusu kadın mı? Tüm yazıyı bir 'çöp' addedebilecek vasat bir yaklaşım ile sorulacak soruya baştan cevap vereyim ki; bizim gibi tahammülsüz olmayıp yazının tamamını okuyun. Evet, kadın.

Bir aydın Afrika'nın başına gelen tüm dramdan yine afrikalıları sorumlu tutar. Bu acımasız eleştirinin, Afrika eğer açlıktan ölüyorsa kendi yüzünden! çılgınlığına varan bu yorumun sebebi nedir hep merak etmiştim. Bu metni derinlemesine okuduğumda karşılaştığım şey şu oldu; size karşı yapılan her zulme karşı bir mukavemet göstermekle yükümlüsünüz. Yoksa size zulüm edenlerin tahakkümüne boyun eğer ve itaat etmiş bir şekilde yaşamaya devam edersiniz. Bu noktadan sonrası işleri daha zor ve içinden çıkılmaz bir cendereye sokuyor. Afrikalılar, beyazlar kendilerini köleleştirip madenlerini sömürmek için geldiğinde 'ölümüne' direnmediler. Bu onları özgürlüklerinden etti.



İlk şerhi şöyle düşelim. Neden 'kadın' kapitalist toplumun en sağlam direği. Çünkü tüm tüketim modelinin %75'i kadınlara yönelik planlanıyor. Genel ihtiyaç, gıda, kozmetik, ilaç, tekstil, ev tekstili, eğlence sektörü gibi ürünlerin bir çoğu kadın tüketici modeli baz alınarak geliştiriliyor. Çünkü hedef kitle: %75 olarak kadın. Durum böyle olunca tüketim teşviki reklamlar tasarlanırken yine o model kitleye uygun profiller seçiliyor; KADIN. Bu işleri tüm yönetenler feministlerin her gün ağızlarından düşürmedikleri gibi erkek-egemen sistemin çarkında yer alan sermayedarlar olsa bile; bu kadınların metalaşmasındaki kendi yükümlülüklerini değiştirmez.

Peki nedir doğru olan. Metodolojik olarak ben İslam'ın kadın ile ilgili çözümlerine inanıyorum. Çünkü müslümanım. Seküler bir yaklaşım ya da farklı bir disiplinin yaklaşımı ile de sorunlar çözülebilir lâkin İslam'ı sorunu tamamen ortadan kaldırıcı bir çözüm görüyorum. Teşhirci bir yaklaşım kadını insanî formundan bir madde formuna çeviren tehlikeli bir yaklaşım. Biz bunu reddediyoruz. Ama kadını billboardlardan, reklam afişlerinden, televizyon reklamlarından çekip kurtarma söylemlerimiz hep radikal sekülerlerin 'tahakkümünüzü ve ahlakçılığınızı kabul etmiyoruz' söylemleri ile savaşıyor. Bu dünyanın uzun zamandır süregelen bir savaşı. Lakin bu savaşta yeni bir iltihak var. Direk dansı yapan kadınları kurtarma teşebbüsünü bile 'iktidar sapkınlarının kadın tahakkümü' olarak niteleyen başka dindarlar. Yani radikal sekülerlerin yozlaşmanın temelinde dinleri gören hezeyanlarına bilerek ve isteyerek destek olan dindar gruplar. Ufaklar, kabul görmüyorlar ama tehlikeliler. Çünkü bilerek ya da bilmeyerek bir tahrifatın parçası oluyorlar.

Feministler direk dansı yapan kadınları kurtarsın. Seküler-yancısı dindar kadınlar da eşarp reklamlarında oynayan kadınları kurtarsın. Yaşadıkları herşeyin müsebbibini ataerkil & erkek egemen toplumu görme hastalığından vazgeçsinler. Kendi istedikleri gibi, dışarıdan hiçbir mücadele olmaksızın kendi cinslerinin mücadelesini kendi cinsdaşlarıyla versinler, amennâ. Feminist toplantılarına erkekleri almama çılgınlığı da buna dahil. Lâkin İslami söylemleri anarko-feminist mülahazaların içki masalarında rakı mezesi haline getirmelerine sessiz kalmamamızı 'tahammülsüzlük ya da siyasal islam iktidarı savunuculuğu' olarak yaftalamaktan vazgeçsinler. Çünkü konuşacağız. Çünkü onlar dindar ve inançlı insanlar. Onları uyarmak en başta görevimiz, diğer feministlerden evvel.

Biraz dağınık bir yazı oldu ama böyle bir imkan bulmanın heyecanına sayın lütfen.

İyi okumalar, iyi forumlar.


İbrahim M.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder